14 Haziran 2010 Pazartesi

Tûtî Edebiyat Dergisi 1. sayı bayilerde.

Tûtî’nin hikâyesiyle başlayalım söze…

Tûtî, nam-ı diğer papağan. Ama bu papağan, öyle sıradan bir papağan değil. Bugüne kadar kendisine ezberletilen tüm kelamları harfiyen tekrar etmiş durmuş ve artık taklit etmekten sıkılmış. İnsanların arasında dura dura onlar gibi olmuş ve bir gün -nasıl olduysa- okumayı öğrenmiş. Gel zaman git zaman, kitaplarla hemhâl olmuş. Ne bulduysa okumuş, öyle çok okumuş ki gözleri bozulmuş bizimkinin. Ama okumaktan hiç bıkmamış. Ha bire düşünüp durmuş ve küçücük beyni büyümüş. İçinde fırtınalar kopmuş, zihni oradan oraya savrulup durmuş. Sadece içi değil, dışı da değişmiş bizim papağanın. Tüyleri daha bir renkli, daha bir gür çıkmaya başlamış. Hem dahası da var. Esvabını giymiş, gözlüğünü takmış, ayağında iskarpin, kulağında küpe, yeleğinin cebinde bir köstekli ve elinde tespihiyle dolaşır olmuş. Bir gün bizimkinin belinde kalemdanını görenler anlamışlar ki papağan yazmaya başlamış. İnsanlar papağanın bu hâllerine şaşırmış, kimse bir şey anlamamış. Aralarından birisi: “Bu nasıl papağan!” demiş. Bizimki: “Beni anlayınca çok şey değişecek; beni anladığınızda sadece beni anlamakla kalmayacaksınız, aynı zamanda dünyamın bir parçası olacaksınız.” demiş. Başka birisi: “Çok mu iddialısın?” demiş. Bir başkası: “Senin tüylerini yolmalı, kafese tıkmalı, ibret olsun diye âleme sergilemeli!” demiş. Bizim papağan hiç umursamamış ve demiş ki: “Ben, her papağan gibi tekrar eder dururum. Ama söylediğime değil, söylemek istediğime bak sen. İşte budur benim ayinim.” Sonra insanlar arasından birisi çıkmış ve “Hoş geldin dünyamıza!” demiş.

İşte bizim papağanın, nam-ı diğer Tûtî’nin hikâyesi.

***

Günümüzde, edebiyat dergileri zor zamanlar geçiriyor. Belki, her ay bir edebiyat dergisi daha okurla buluşuyor, fakat başka bir edebiyat dergisi de okuruna veda ediyor. Maalesef, bu ülkede edebiyat dergileri pek çok şeye rağmen çıkıyor ve pek azı ayakta kalabiliyor. Bu ülkede söz uçuyor, yazı kalıyor. Ama nasıl? Yazılar dergilerde, dergiler tozlu raflarda ve okunmadan kalıyor. Tûtî, bunun bile bile çıkıyor. Tûtî, diğer dergiler gibi bu durumu değiştirmek için çıkıyor. Tûtî, olmak için çıkıyor.

İşte Tûtî ayakta ve dördüncü sayısıyla (resmiyette birinci sayısıyla) siz değerli okurlarının karşısında. Tûtî geldi dünyanıza ey okur! Tûtî, hayatını idame edebilmek için geldi, bunun için çile çekecek; çile çekmek için geldi, bunun için hayatını idame edecek. Tûtî olacak; olmazsa idam edilecek. Bu senin elinde ey okur!

***

Peki, bu sayımızda neler var? Bu sayımıza Bora Boşna’nın İlhan Berk’le yaptığı ilginç röportajla başlıyoruz. Bora Boşna sormuş ve kendisi İlhan Berk’in kitaplarından cevap vermiş. Bundan sonraki sayılarımızda da böyle röportajlar yapacağız ve Röportaj bölümünde yayımlayacağız. Bu sayımızın şairleri Ahmet İlyas, Aziz Mahmut Öncel, Bora Boşna, Kerim Kilisli, Musa Bilik, Mehmet Selim Özban, Özgür Karagöz. Bu sayımızda hikâyeleriyle Deniz Depe, Emrah Tunç, Evrim Ege, Fadime Bozyiğit, Onur Aydın, Şeyma Toruntay, Zehra Gülrû Onat bizleri başka dünyalara çekiyorlar. Kitap bölümümüzde Elif Büyükkaya, Melike Demir, Zehra Gülrû Onat yeni çıkan kitapları tanıttılar. Dergi bölümümüzde Mehmet Selim Özban, Edep ve Müfredat dergilerini ele aldı. Mizah bölümümüzde yine Nihan Yücel kendine has üslubuyla yazıyor, ona Osman Avcı eşlik ediyor. Biyografi bölümünde Deniz Depe, Edip Cansever’i anlatıyor. Emrah Tunç, günlüklere devam ediyor. Tuba İsen Durmuş’un “Osmanlıda Düğün ve Şenliklerde Verilen Hediyeler” başlıklı bir incelemesi var. Cevher Yatağan âdemoğlunu anlatan ve Aysel Çakmak da “Kölelik Üzerine” denemesiyle bu sayıdaki yerlerini aldılar. Hızır Yetiş, yarışmalardan ve Tûtî’den haberler veriyor bize.

***

Tûtî’nin kapıları eli kalem tutan herkese açıktır. Bizi ciddiye alan, yazılarını bizimle paylaşan herkese -yayın kriterlerimize uygun düştüğü müddetçe- yer vermeye çalışacağız. Tûtî, bizim için değerli; sizin için de değer ifade edebilmesi ümidiyle çıktık yola.

***

Tûtî edebiyat âlemine -tekrar- hayırlı olsun. Bir dahaki sayıda buluşmak üzere, edebiyatla kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.